Ana Sayfa GÜNDEM, SİYASET 4 Temmuz 2018 30 Görüntüleme

CHP olağanüstü kurultaya gider mi

CHP örgütlerine, kurultay delegelerine, Meclis Grubu’na ve Parti Meclisi’ne de tarihsel bir sorumluluk düştüğünü hatırlatmak istiyorum.

CHP üzerine çok yazdım, televizyonlarda konuştum. Sadece yazmadım, konuşmadım; içinde de olduğum ve bir dönem danışman olarak da yol gösterici önerilerimle, raporlarımla katkıda bulunmaya çalıştığım CHP’de bazı duvarları, iç çeperleri aşamayacağımızı yaşayarak gördüm. Çok net, billurlaştırarak sorunları ve çözüm önerilerimizi ortaya koysak da yapıcı şekilde, itibar edilmediğini ve dahası “yapamayız” görüşünde olunduğunu üzülerek gördük. Daha da üzücü olanı, CHP’nin örtülü şekilde bir grup, zümre partisi kimliğine hızla yuvarlanışı ve buna müdahale edilmediği gibi çanak tutulması.

CHP’NİN MİSYONU NEYDİ?

CHP, Atatürk tarafından Türk devriminin, çağdaşlaşmasının siyasi taşıyıcısı ve yol göstericisi olarak kuruldu. Bu misyonunu kurucu iradesine karşın değiştiremez. CHP’nin misyonunu yerine getirmesi için de müzmin ve sünepe bir muhalefet unsuru olmak asla yetmez. CHP’nin her koşulda ülkeyi yönetmeye talip olması, bu doğrultuda eksiklerini ve açmazlarını gidermesi gerekir. Son 24 Haziran seçimlerinden sonra olduğu gibi sonuçları sorgulamadan kaçınmak; cumhurbaşkanlığını ve parlamento çoğunluğunu kaybetmeye, dahası ve asıl önemlisi parlamenter demokrasinin kaybedilmesine karşın sonucu ‘demokrasi kazandı’ şeklinde açıklamak akla ziyan değil de nedir? Neden böyle yapılıyor? Çünkü iktidar perspektifi yok! “Küçük iktidar” perspektifi var! Parti elimde olsun, bazı belediyeleri kontrol edeyim, mecliste de bir miktar milletvekili olsun… Anlayış bu… E, şimdi ne olacak? Artık “ana muhalefet” sıfatı da yok! İktidarın dışında meclisteki herhangi bir partisin, ne gam!

OLAY İNCE OLAYI DEĞİL, ÖTESİNDE BİR OLAY

24 Haziran’da eş zamanlı olarak iki yarış vardı; partilerin ve ittifakların yarışı, bir de cumhurbaşkanlığı yarışı. CHP’nin adayı İnce partiden sekiz puan önde tamamladı yarışı. 30,6 oyla 1983’te CHP’nin ardılı Halkçı Parti’nin yüze 30’luk oy oranını 35 yıl sonra yakaladı. İnce, bu oranı yakalarken alışılmışın dışında yepyeni gençlerle, kadınlarla, beyaz yakalılarla ve Anadolu’daki pırıltılı simalarla buluştu. Şimdi öyle bir hava var ki, bu kesim “İnce bizi yarı yolda bırakır mı, umutlarımızı boşa çıkarır mı?” diye endişe içinde. Yani, olay İnce olayı değil artık; CHP’nin dönüşümü ve yeniden yapılanması için bir fırsat kapısı ardına kadar açılmış durumda. CHP daha önce olduğu gibi bu fırsatı da heba mı eder, değerini bilir de gereğini yapar mı? Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. CHP ya yerel seçimlere iddialı gireceği dönüşümü ve yeniden yapılanmasını gerçekleştirecek önümüzdeki aylarda ya da yerel seçimlere bu rüzgarı arkasına almadan, içermeden ve özdeşleşmeden girip ona göre bir sonuç alacak.

Peki İnce ne yapacak? Arkasına düşen milyonların ve CHP’nin sorumluluğunu duyacak mı? Değişim, dönüşüm ve yeniden yapılanma ve bu temelde iddia orta koyma; müzmin ve sünepe muhalefet çizgisini bırakıp ilerlemeye yönelecek mi? Yoksa o çizgiyle uzlaşıp umutlanan milyonlara sırtını mı dönecek? Bu bağlamda, İnce de bir yol ayrımındadır.

İNCE’NİN VE ONA BEL BAĞLAYANLARIN DÖNÜP BAKACAĞI YERLER

İnce’nin bu yol ayrımında kendisine ne yapacağını gösteren çok sayıda yakın geçmiş örnekleri var yaşanan. Yunanistan’daki Çipras lderliğindeki Syriza’yı mı, İspanya’da İglisas liderliğindeki Podemos’u mu (Yapabiliriz), İtalya’da Di Maio liderliğindeki 5 Yıldız Hareketi’ni mi, Fransa’da Macron’la zafere giden Marche’ı mı (Hareket); hangisini örnek alırsa alsın. Bir de İngiltere’ye baksın; sosyalizmi yeniden ve çağa uygun şekilde yorumlayan İşçi Partisi lideri Corbyn’e baksın.

Çürüyen diş, dökülen etle yürümeye, uzlaşmaya kalkacak bir İnce değil yeni hareketlenen orta okullu, liseli, açık öğretimli, üniversiteli gençlerin; donanımlı, aktif, meslek ve iş sahibi “yaşayan kadınların” beklediği… Pırıltılı, beyaz yakalı ve daha önce vasat çemberindeki CHP’ye mesafeli duran kesimin beklediği…

İnce, “tepeden tırnağa cesaret” ise yüzünü Türkiye’nin geleceğinin garantisi olan ve kendisiyle ülkesiyle ilgili hayalleri için buluşan milyonlara, sırtını ise beceriksizlere, sünepelere, müzmin muhalefetçilere dönecek.

KİM DEMİŞ CHP…

Kim demiş CHP’nin oyu bu kadarmış vb. diye? CHP’nin iddia ortaya koyduğunda, topluma güven verdiğinde, günü yakaladığında daha önce 1957’de de 1977’de de yüzde 42’ye çıkabildiğini gördük. Yine ve daha fazlasına çıkabilir. Yeter ki CHP’nin kendi içinde iktidar için değil, küçük iktidar için kafası çalışanlar önde olmasın. Şunu da görek gerek; bu işler bir atımda olmaz. Çünkü toplum, seçmen test etmek ister, güven duymak ister; bu da hakkıdır. Ecevit girdiği ilk seçimde CHP’yi dönüştürerek yüzde 25’lerden yüzde 33’lere getirdi ve koalisyonla da olsa 1964’ten 10 yıl sonra CHP’yi koalisyonla da olsa hem de birinci parti olarak hükümet yaptı, başbakan oldu. O Ecevit ikinci seçiminde ise umut olarak 1977’de yüzde 42’ye tırmandı. İnce’nin 30,6’sını böyle okumak gerekir. Şunu da not etmeliyim; İnce’nin rüzgarıyla ve yaklaşımlarıyla yerel seçime girecek bir CHP tıpkı 1989’da olduğu gibi silip süpürür. CHP’nin oyu 34-35’leri bulur, işten bile değildir. Ancak CHP süreci okumamakta direnirse, konservatif davranırsa, küçük iktidar kafasıyla yürürse toslar! Hem de adamakıllı toslar!

İNCE’YE ADAMAKILLI BİR KARARGAH ŞART

Bu noktada İnce’nin konseyleşmesi de gerekiyor. Eşitler arasında birinci olacağı bir yapılanmaya süratle gitmesi gerekiyor. Kolektif yönetim ve politika üretimine dayalı yeni lider anlayışını da hayata geçirmesi gerekiyor. Fırtınalı sularda ilerlemek için, yeniden yapılanma ve büyük dönüşüm için bu da şart.

İnce’nin partideki yeniden yapılanma ve dönüşüme imza atarken iktidar programını da hazırlaması, dünyaya ilişkin büyük itirazlarını ve önerilerini de ortaya koyması kaçınılmaz. Güçlü uluslararası şirketlerin dünyaya hükmetmesine, herşeyi dikte etmesine itiraz edecek mi? Emperyal güçlerin Afrika ve Asya’daki sorunlara gözünü kapamasına ne diyecek? Küresel seçkin güçleri gemleyecek ve ulus devletleri koruyacak adımları atma konusunda ne düşünüyor? Sosyalist sitemin çökmesi sonucu emperyalizmin yeni hedefinin ulus devletleri ortadan kaldırmak olduğunun ne kadar farkında? Bir zamanlar ABD Dışişleri Bakanı Rise’ın Ortadoğu’da 22 devletçik öngördüğünü deklare etmesinin ne anlama geldiğinin farkında mı? BM için daha adil ve eşit bir yönetim için ne düşünüyor? İnce’nin içerideki tercihleri ne olacak? Nasıl bir vergi politikası izleyecek? Bilişim, teknolojinin öne çıktığı bir sanayi atağını-ekonomiyi nasıl ayağa kaldıracak? Fırsat eşitliğini nasıl sağlayacak? Herkesin kendi muhitinden yürüyerek okula gidip geleceği şekilde ilk ve orta öğretimde devlet okullarını ihya edip kaliteyi nasıl arttıracak? Üniversiteyi nasıl nitelik olarak ayağa kaldıracak? Gençleri okulu sürdürürken spora da nasıl dahil edecek? İstihdamı nasıl sağlayacak? Çöken tarımı, ziraati nasıl ayakları üzerine dikecek? Ve bütün bunları yaparken inandırıcı olması için İnce en iyileri, pırıltılı, donanımlı, liyakatlı kadrolarla partiyi takviye edebilecek mi?

İnce’nin yukarıda değindiğim yeni siyasi hareketlerden alacağı çok ders var. O dersleri alırsa adını İglesias’ın, Çipras’ın, Macron’un, Di Maio’nun, Corbyn’in yanına yazdırır. Yoksa sünepe, müzmin muhalefet figürlerinin arasında öğütülür gider.

KOCA İSMET İNÖNÜ’YÜ BAŞINDAN ALAN ÖRGÜT…

Bitirirken CHP örgütlerine, kurultay delegelerine, Meclis Grubu’na ve Parti Meclisi’ne de tarihsel bir sorumluluk düştüğünü hatırlatmak istiyorum. İnanmadığınız açıklamalara önümüzdeki yerel seçimdeki olası adaylıklar için alkış tutmayınız. CHP’nin nasıl ayağa kalkabileceğini ve iddia ortaya koyabileceğini gördünüz. Küçük iktidar perspektifine isyan etmek gibi bir misyonla karşı karşıyasınız. Bunun üzerinden atlarsanız en başta yakın çevrenizden dahi tepki alacağınızı gayet iyi biliyorsunuz. Aile bireylerinizin, çocuklarınızın, eşinizin dahi uzun yıllardır ilk kez İnce ile meydanlara çıkıp yollara düştüğünü yaşayıp gördünüz. Size son söylemek istediğim 1972 Kurultay’ına parti nasıl gitmişti iyi bakın, büyüklerinizden dinleyin, okuyun, anlamaya çalışın. Orada ne olmuştu, içselleştirin. Koca İsmet İnönü’yü kırıp dökmeden, pamuklara sararak partinin başından alan ve partinin önünü açan parti için kimse bir kült değildir. Kimse Lozan Kahramanı Garp Cephesi Komutanı, Kurtuluş ve Kuruluş’un İkinci Adamı kadar değildir. Öyle değil mi CHP’nin PM üyeleri, Meclis Grubu, kurultay delegasyonu?  Herkes Erdal İnönü olamadığına göre, iş size düşüyor. Bilmem ne yaparsınız? Hızla (Küçük Kurultay ve Onur Kurulu’nu Kılıçdaroğlu öyle istedi diye kaldırdığınıza göre) bir arama konferansı toplayıp sonuçları ve durumu sorgulayıp ardından tüzük değişiklikleri de öngören bir seçimli olağanüstü kurultay mı düzenlersiniz? Top artık sizde.Kulaklarınızı etrafa tıkamadan, parti kamuoyuna ve seçmene tıkamadan bir bakın bakalım.

Muzaffer Ayhan Kara

Odatv.com

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com